Bursa da Psikolog
Bursa Empati Psikolojik Danışmanlık ve Aile Danışmanlığı Merkezi

0224 451 6551

Bizim dışımızdakinin tutum ve davranışları bizim o durumu algılama şeklimize ve anlam verme şeklimize göre öfkeyi doğurur. Birbirleriyle çatışan istekler ve dünya hakkında farklı algılamalar, tek bir tarafın haklı ve diğerinin de haksız olduğu anlamına gelir.

Öfke , kimi zaman bizler için bir değişim imkanı yaratabilir. Öfke, bizi benliğimiz hakkında daha çok, diğerleri hakkındaysa daha az uzman olmaya yönelttiğinde, bir değişim aracı haline gelir.

Gerilimin yüksek olduğu durumlarda çoğumuz zamanımızı diğer kişiye tanı koyarak geçiririz. “ senin bu davranışlarının sebebi, babanı küçük yaşta kaybetmiş olmandır.” Tanı koymak gerçekten yararlı bir görüş sunma isteğini de yansıtabilir. Ama genellikle gizli bir suçlama ve kendini üstün görme şeklidir. Tanı koyduğumuzda  başka bir insanın gerçekte ne hissettiğini ya da istediğini, ya da diğer bir insanın nasıl düşünmesi, hissetmesi ve davranması gerektiğini bilebileceğimizi varsayarız. Ama aslında bunları kesin olarak bilemeyiz. Kendi hakkımızda bile bunları bilmemiz oldukça zor.

Bir insanın “sorunu olduğunu” söylemek, onun suçlu ya da hatalı olduğunu ima etmek anlamına gelmiyor. “ sorun kimin”? sorusunun, suçlulukla ya da kusurlu olmakla hiçbir ilgisi yok. Sorunu olan kişi sadece, belli bir durum karşışında huzursuzluk ya da tatminsizlik duyan kişi anlamına geliyor.

Ailelerimizin ve toplumumuzun kuralları, kendimizi, diğerlerinin istek ve beklentilerinden farklı şekilde tanımlamamızı güçleştiriyor. Ve önceliği kendi yaşamlarımızın niteliğine ya da yönüne verdiğimizde, diğerlerinden gelen olumsuz tepkiler, kendimizi huzursuz ve suçlu hissetmemize neden oluyor.

Eğer öfkemizi, giriştiğiniz tüm önemli ilişkilerde kendimizi açıkça tanımlamak için kullanmaz ve duygularımızla oldukları gibi başa çıkmazsak bu sorumluluğu bizim yerimize üstlenecek başka birisi olmayacaktır.

Öfke durumların da genellikle yapılması beklenen şey; biraz sakinleşip, en azından bir süre hiç birşey yapmamaktır. Kendimizi öfkeli hissettiğimiz ya da gergin olduğumuz bir anda karar vermek ya da bir ilişkiyi değiştirmeye çalışmak akıllıca olmayabilir.

Öfke duyduğumuzda, ama davranışımızı değiştirmek için bir seçenek göremediğimizde ne yapabiliriz? Öfkemiz bir soruna işaret eder. Ama bu sorunun nasıl çözüleceğine dair en ufak bir ipucu bile getirmez. Öfke sadece hissettiğimiz bir duygudur. Bize biraz yavaşlamamız ve benliğimiz hakkında daha açık düşünmemiz gerektiğini söylerken bir yandan da açıkça düşünmemizi güçleştirir.

Geçmişimizdeki çözümlenmemiş sorunlar hepimize miras kalır. Bizim mücadele ettiğimiz şey, daha önceki kuşaklarda da görülmüştür. Kendi ailemizi iyi tanımazsak, ya geçmişteki modellerimizi tekrar ederiz. Ya da onlara bilinçsizce karşı çıkar ve kim olduğumuzu, diğer aile üyelerine hangi yönlerden benzeyip, hangi yönlerden onlardan ayrıldığımızı ve kendi yaşamımızı en iyi nasıl sürdüreceğimizi bilemeyiz. Diğer taraftan geçmişimizde yaşadığımız ilk yaşam olaylarımızı ve bize davranıldığı gibi davrandığımızı da gözden kaçırmamamız gerekiyor.

Geçmişte ilk yaşam olaylarımızı biz seçmedik ama ebeveynlerimizin de bildiği en iyi yolla bize böyle davranmışlardı. Onlar kendi geçmişlerinde yaşadıklarını bize yaşatırlarken şimdi kendi hayatımızda biz de aynısını yaşıyor olabiliriz. Eğer bu duruma biz son vermezsek kendi çocuklarımıza bunu yansıtacakmışız gibi görünüyor.

Yorum Yaz