Bursa da Psikolog
Bursa Empati Psikolojik Danışmanlık ve Aile Danışmanlığı Merkezi

0224 451 6551

Sıkıcı bir arkadaş toplantısını canlandırmanın bir yolu da insanlardan son gördükleri rüyayı anlatmalarını istemektir. Bazı insanlar rüyalarını diğerlerine göre çok daha iyi hatırla, yinede çoğumuz gördüğümüz komik, tuhaf ya da korkutucu bir rüyayı hatırlamakta zorluk çekmeyiz. Bazen görülen rüyaları sabah ilk uyandığımızda hatırlarız hemen ardından unuttuğumuzu anlatırız. Kimi zaman da hiç rüya görmediğimizi öne sürebiliriz. Gerçekten rüya görmüyor muyuz?

Siz de pek çok insan gibi zaman zaman rüyalarınızın ne anlama geldiğini merak etmişsinizdir. Bu merakınız, Freud’un 20. Yüzyıla kazandırdığı zenginliklerden birini yansıtır. Rüyalarımızın gizli psikolojik anlamlar içerdiği görüşü , Freud tarafından geliştirilmiş ve yaygınlaştırılmıştır. Freud hastalarının bilinçaltı çatışmalarını ve arzularını anlamak için, onların rüyalarını yorumlamıştır. Bugün değişik düşünce okullarındaki terapistler ,rüya yaklaşımını bir terapi aracı olarak kullanır. Ama rüya yorumu ne derece doğrudu? Hastaların zaman zaman karşılaştığı sorunlardan biri de aynı rüyanın değişik psikologlar ve psikoterapistler tarafından tamamen farklı şekillerde yorumlanmasıdır. Kimi psikologlar ise rüyaların hiçbir anlam taşımadığını söyler yada terapistlerin rüyaların anlamını çözme yeteneklerini inandırıcı bulmazlar.

Rüya İçeriğinin Anlamı

Freud’a göre, rüyalarımızın içeriği bilinçaltımızda ( bilinçdışımızda ) olup bitene ilişkin ipuçları verir. Bazen rüyalarımız, bir anlam taşıdığını düşündüğümüz, bizde değişik duygular uyandıran imgeler içerir. Ancak çoğu zaman rüyalarımız saçma, belirsiz ve herhangi bir şeyle ilişkilendiremediğimiz imgelerden ibarettir. Freud, bu simgelerin altında önemli bilinçdışı malzemenin yattığını söyler. Psikanalitik kuramcılar, rüyaların bilinçaltında bizi meşgul eden, kaygılandıran şeylerin dışa vurum olduğunu belirtmiştir. yani, çözülmemiş çatışmalarımız uyuduğumuz saatlerde yüzeye çıkar. Bu yoruma göre danışanının rüyalarını öğrenen terapist, onun bilinçaltı çatışmalarına ilişkin önemli bir ipucu elde etmiş olur.

Rüyalarımızın içeriğini anlamak için öncelikle rüyalarımızı gördüğümüz haliyle kaydetmemiz gerekiyor. Rüyaları araştıran uzmanlar, fizyolojik ölçümlerin bir rüyaya işaret ettiği an, uyuyan deneklerin uyandırılmaları yoluyla rüyayı anlamaya çalışmaktadırlar. Diğer araştırmacılar da deneklerden sabah ilk iş olarak gördükleri rüyaları başuçlarında duran bir günlüğe kaydetmelerini ister ve bu belgeleri kullanır. Kimileri de deneklerden son gördükleri ya da sık gördükleri bir rüyalarını anlatmalarını ister.

Freud’un sezgisiyle tutarlı olarak, farklı yöntemler kullanılarak yapılan araştırmalar rüyalarımızın içeriğinin rastgele olmadığını göstermiştir. Gece rüyalarımıza giren tuhaf malzemelerden bazılarının çok net bir açıklaması olmasa da rüyalarımızın içeriği; korkularımızdan, sorunlarımızdan ve yatağa yatmadan önce bizi meşgul eden düşüncelerimizden etkilenir. Örneğin bir grup araştırmacı, çevresindeki insanların ihtiyaçlarını karşılamaya meraklı kişilerin, rüyalarında biriyle mahrem bir ilişkiye girdiklerini belirtmiştir.

Başka bir araştırmada, denekler uyku laboratuarında birkaç gece geçirmiştir. Öncelikle, gece uykularının ortasında uyandırılan deneklerden, nasıl bir rüya gördüklerini anlatmaları istenmiştir. Sonraki ilk gece, uykudan önce deneklere hayatlarındaki bir sorunu (aileden biriyle bir çatışma gibi ) yada onlar için sorun oluşturmayan bir şeyi düşünmeleri istenmiştir. Daha sonra denekler yine gece yarısı uyandırılmış ve rüyaları sorulmuştur. Canlarını sıkan bir sorunu düşünmeleri istenen deneklerin çoğu, o sorunla ilgili bir rüya görmüştür. Özellikle yatmadan önce o sorunu hatırladıkları için, aynı sorun çoğunun rüyasında da yerini almıştır. Açıkça görülüyor ki rüyanın içeriği, deneğin yaşamında nelerin olup bittiği konusunda bilgi verir.

Peki ya bilinçdışı çatışmalar ? Acaba farkında bile olmadığımız sorunlar, rüyalarımızda kendilerini gösteriyor mu ? Kimi araştırma bulgularına göre gösteriyor.

Peki erkekler rüyalarının yaklaşık üçte ikisinde neden erkekleri görür? Bir açıklama bu durumu Ödip kompleksi ve onun dişi türevi olan Elektra kompleksiyle ilişkilendirir. Freud’cu kurama göre erkekler hiçbir zaman babalarıyla yaşadıkları çatışmaların üstesinden gelemez. Bu duygular diğer erkeklere yönetildiği için,  erkekler karşılaştıkları erkeklerle, kadınlara göre daha sık çatışma yaşarlar. Eğer bu çatışma erkeklerin bilinçaltını rahatsız ediyorsa, psikanalitik psikolog bu rahatsızlığın rüyalarda erkek karakterin ortaya çıkmasıyla dışa vurulduğunu öne sürebilir.

Rüya araştırmacılarının ilgisini çeken bir başka olguda tekrarlanan rüyalardır. Çoğumuz, daha önceden de gördüğümüzden emin olduğumuz bir rüya görmüşüzdür. Bazı insanlar aynı rüyayı her gece üst üste görür. Bazen de bir rüya aylar hatta yıllar boyunca bizi uykularımızda takip eder. Psikanalitik bakış açısına göre, rüya her gece tekrar ediyorsa, rüyada dışa vurulan çatışma önemlidir ve henüz çözüme kavuşmamıştır. Bu bakış açısı, tekrarlayan rüya gören insanların ,bu tip rüyalar görmeyen insanlara göre kaygı yaşamaya ve sabah uyandıklarında kendilerine gelmekte zorlanmaya neden daha çok meyili olduklarını anlamamıza yardımcı olur. Bilinçaltı çatışma, gece rüyada su yüzüne çıkar ama gündüz kaygı şeklinde kendini gösterir.

Freud’un rüya yorumu kuramının en dikkat çeken yönü, masum görünen nesnelerin ve eylemlerin cinselliğin ve cinsel ilişkinin simgesi olduğu iddiasıdır. Bazı psikanalitik araştırmacılara göre , cinsel konularla ilgili kaygıları olan insanlar, cinsel isteklerini doğrudan dışa vuramazlar. Bunun yerine bu bireyler, cinsel duygularını rüya simgeleri aracılığıyla dışa vururlar. Bu hipotezi sınamak için bir grup araştırmacı, deneklerden rüyalarını ve 10 gün boyunca hissettikleri günlük kaygı düzeylerini bir günlüğe kaydetmelerini istemiştir. Psikanalitik görüşlerle tutarlı olacak şekilde, deneklerin kaygı düzeyi yükseldikçe, klasik Freud’ cu cinsel simgelerin (kalem, kutu, uçma) rüyada görülme oranının da arttığı gözlemlenmiştir. Araştırmacılar bazen Freud’cu kuramla tutarlı bulgular elde etse de rüya imgelerinin cinsel simgeler olduğu görüşünü doğrudan ölçen, ikna edici testler yapılabildiği söylenemez. Rüya araştırmacılarının çoğu, rüyalarımızın içeriğinin rastlantısal olmadığını ama bazı imgelerin rüyalarımızda neden daha sık görüldüğünü anlamanın da kolay olmadığını belirtir.

Rüyaların İşlevi

İnsanların rüyalarında ne gördüğünden daha önemli bir sorun aslında, insanların neden rüya gördüğüdür. Freud, bilinçaltı dürtülerin sonsuza kadar bastırılamayacağını belirmiştir. Bu nedenle rüyaların başlıca işlevi, bu dürtülerin simgesel dışa vurumlarına izin vermektir. Rüyalar bilinçaltı çatışmalarımızı sergileyebileceğimiz, güvenli ve sağlıklı zeminlerdir. Ancak araştırmacıların Freud’un kuramının bu boyutunu inceleyebilmeleri için, teknolojinin kuramı test edecek duruma gelmesini beklemeleri gerekiyor.

1950’lerde araştırmacılar, memelilerin iki farklı uyku türü yaşadığını keşfetti.Her gece dönüşümlü olarak REM ve REM olmayan uyku devrelerini yaşarız. REM sözcüğü,  hızlı göz hareketi anlamına gelen İngilizce rapid eye movement kavramının ilk harflerinden oluşur. Bu ismin verilmesinin nedeni, bu devrede gözlerimizin göz kapaklarımızın altında hızla hareket etmesidir. REM uykusuna, paradoksal uykuda denir; çünkü bu sürede kaslarımız oldukça gevşek olmakla beraber, beyin dalgalarını ölçen alet göstergeleri, uyanık halimize yakın bir faaliyet düzeyine işaret eder. Yetişkinlerin çoğu, bir gecede çeşitli devrelere yayılmış bir şekilde toplam 1,5-2 saat REM uykusu uyur.

Kişilik araştırmacıları için bu keşfin önemi, REM uykusunda sürekli rüya görülmesi, REM olmayan uykuda ise çok daha az rüya görülmesidir. Bu sayede REM uykusunun keşfi, rüya araştırmacıları için yeni fırsatlar yaratmıştır. Örneğin insanları REM uykusundan mahrum bırakmanın etkilerini incelemiş, REM uykusunun uzunluğu ve miktarı ile psikolojik değişkenlerin ilişkisini kurmaya çalışmış,  insanları REM uykusunda uyandırıp sabaha kaybolabilecek rüyaların kaydedilmesini sağlamışlardır.

REM uykusu araştırmaları, rüya görme ve akıl sağlığı arasındaki ilişki konusunda ne gibi sonuçlar çıkarmıştır? ilk araştırmacılar REM uykusunun yani rüya görmenin,  kişinin akıl sağlığını koruması için gerekli olduğu ve kişileri REM uykusundan yoksun bırakmanın, ciddi psikolojik rahatsızlıklara yol açtığı sonucuna varmışlardır.Ancak sonraki araştırmalar bu sonuca karşı çıkmıştır. Buna rağmen rüya görmenin bazı olumlu psikolojik etkileri vardır. Örneğin REM uykusu bizi, kaygı yaratıcı ya da benliğimizi tehdit edici malzemeye karşı hazırlar. REM uykusundan yoksun bırakılan insanla, stres yaratabilen görevleri  yerine getirmekte daha çok zorlanırlar. Hatta bir gece REM uykusundan mahrum bırakılan insanlar, genellikle takip eden gecede REM uykusunun miktarını arttırırlar. Bu telefi etme etkisi, REM uykusunun bazı önemli işlevleri yerine getirdiğine de işaret etmektedir.

REM uykusunun psikolojik değeri deneklere gece uykusu öncesinde ve sonrasında, bir otopsinin ayrıntılarını gösteren bir filmin izletildiği deneyde de ortaya konmuştur. Film, bir doktorun en mide bulandırıcı ayrıntısına kadar otopsiyi nasıl yaptığını anlatır ve deney için seçilme nedeni, bütün izleyenlerde yüksek düzeyde kaygı yaratmış olmasıdır. REM uykusu almamış olan  deneklere göre kaygılarıyla başa çıkmakta daha çok zorluk çekmişlerdir. Filmin iki gösterimi arasında rüya görmelerine izin verilen denekler ise, filmi ikinci kez gördüklerinde birincisine göre anlamlı bir şekilde daha az rahatsızlık duymuşlardır.

Başka bir araştırma sonucu,biz uyurken rüyaların çözülmemiş sorunlarımızı halletmemize yardımcı olduğunu öne sürer.Bir çalışmadaki deneklere, yatağa yatmadan önce IQ testinden düşük aldıkları söylenir. Gece boyunca testle ilgili rüyalar gördüğünü söyleyen denekler, rüya görmeyenlere göre ertesi sabah kendilerini daha iyi hisseder. Sorunla ilgili rüya gören denekler, bir şekilde bu sorunu çözmüş ya da anlatmıştır. Freud’un rüya görmenin sağlıklı bir psikoloji için gerekli olduğunu doğrularken diğer araştırmalar buna karşı çıkar. Örneğin neden yeni doğan bebekler günde 8 saat REM uykusu uyur? Bir bebek ne gibi bilinçaltı sorunların üstesinden gelmeye çalışabilir? REM uykusunun bütün memelilerde olduğu keşfedilmiştir. En iyi ihtimalle, REM uykusunun rüya görmek ve gerginliğin bilinçaltında çözülmesinden başka işlevler yüklendiğini de söyleyebiliriz.

Bu noktada, Freud’un rüya yorumu kuramının deneysel açıdan desteklenmesi konusunda ne gibi bir sonuca varabiliriz? Araştırmacılar Freud’un yürüttüğü fikirlerle tutarlı bir takım bulgulara ulaşmışlardır. Rüyalarımızın içeriği rastlantısal değildir ve rüya görmenin bazı olumlu psikolojik işlevleri vardır. Ancak bilim adamları bu bulguları Freud’cu kavramları temel almadan da bulabilirlerdi. Hatta bazı durumlarda araştırmacılar Freud’cu kuramda açıklanması zor olan sonuçları da kendi araştırmalarıyla açıklığa kavuşturmuşlardır. Kısaca, Freud’un getirdiği sorulara kesin bir yanıt arama çabası hâlâ sürüyor. Çoğumuz, rüyalarımızın bir kısmının önemli psikolojik mesajlar taşıdığı ve rüya görmenin önemli bir psikolojik işlevi olduğu görüşünü terketmeye pek istekli değiliz. Uyurken beynimizde oynanan bu saçma ve korkunç oyunlar, hiç şüphesiz daha uzun yıllar kişilik araştırmacıları için ilgi çekici gizemlerden birisi olmaya devem edecektir.

Yorum Yaz